gönül neler istiyor…
Öyle bir şey istiyor ki yanında, canibinde, onu tanımlamak için kafada oluşan düşünce kelimelere dökülmeden eskiyor. Kelimeler dudaklardan koptuğu anda başka bir şey oluyor, kafanın içinde başka güzeller oysa, dışarıda sönüyorlar. İşte bunu anlayanı istiyor gönül, böyle hissedeni, böyle hissetmenin sorun olmadığını bileni bir de. Duygular sadece benziyor. Bunu bilsin istiyor karşıdaki, her bir duygu şahsına ve şahsında münhasırdır onu görsün. Dolayısıyla herkesi ayrı sevsin, elbet sevsin. Ne kendi duygularından ne karşısındakinin duygularından bihaber olsun. Ama korkmasın da kendi duygularına dokunmasından karşısındakinin, kapılarını açsın, kapılar açılsın, oradaki aydınlıkla buradaki karanlık ya da buradaki aydınlıkla oradaki karanlık arada bir çakışsın belki rengahenk bir renk yaratırlar birlikte, belki de aydınlık yeni bir evren açılır yer yüzünde.. bunu bir denesinler istiyor, ama bundan korkmadan…
Yan yana dursunlar, arada bir üst üste ve alt alta, dip dibe, bazen de sırt sırta, ama bazen de omuz omuza, ama mümkün olduğunca göz göze ve gözlerini kaçırmadan birbirlerinden. dokunmaya korkmadan. Yılmadan bir de, ışıl ışıl bakmaktan ve baktırmaktan. Paylaşmaktan. İşte tüm bunları aynı anda istiyorum artık. Çünkü hayat tüm bunları yaşayarak geçiyor, bunları yalnızken de yaşıyor insan, her seferinde biraz daha sönerek. Sönmemek istiyor o yüzden artık bu bünye yanmak, harlanmak. Sonra kavrulmak.
Wednesday, April 25, 2007
Subscribe to:
Posts (Atom)